
ETİKETLER
27 Kasım 2011 Pazar
Kaşif Kozinoğlu'nun Aydınlık'a Yazdığı Mektuplar

24 Kasım 2011 Perşembe
Hükümet Dersim ve Askerlik Gündemiyle Neyi Saklıyor?
Medya manipülasyonu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü üzerine tasarlanarak başlatılmıştır.
Tarih:12 Kasım
Kozinoğlu 'şüpheli' bir biçimde ölür.
Tarih:13 Kasım
Kimseyi tatmin etmeyen ve 'şüpheli' yaftası giydirilen otopsi sonucu gazetelere yansır.
Tarih:15 Kasım
Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşlarından otopsiyi tekzip edecek açıklamalar gazetelerde yer aldı. Gerek Silivri de gerekse gelen ambulansta doktor bulunmaması ve yolda başka bir ambulansla doktor transferi olduğu söylenen transferin gerçekleştiği ortaya çıkar.
Tarih:16 Kasım
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz vicdani red açıklaması yapıverir.
Tarih:17 Kasım
Başbakan tarafından bedelli açıklaması yapılır.
Ve herkes sadece askerliğe odaklanarak beklemeye geçer.
Tarih:18 Kasım-21 Kasım
Aydınlık gazetesi Kozinoğlu'nun mektuplarını paylaşır.
Tarih:22 Kasım
Vicdani red aşağılanarak bedelli ilan edilir. Hem bedelli aklanır, hem Kozinoğlu ölümü unutturulur.
Tarih:23 Kasım
Mektup mevzusunun hortlaması riskine girilmeyerek, içinden çıkılmaz bir Dersim tartışması ortaya atılır başbakan tarafından. Dersim manipülasyonu sayesinde ise hem bedelli konuşulmaz hem mektuplar iyice unutturulur.
Dersim için başbakan tarafından yapılan özür konuşması irdelendiğinde de açıklamanın son derece sunice ve oy endeksli yapıldığıda net şekilde görülmektedir.
23 Kasım 2011 Çarşamba
Hükümetin Askerlikle Gündem Oyalamaları
Bu yazıda vicdani redde ve bedelliye değinelim.
İlk olarak bedelli askerlik dillendirildi.. Profesyonel ordunun kurulmaya başlandığı bu yüzden sıcak bakılabilineceği fakat alt yaş sınırının 35 olacağı güvence edildi. 200bin kişinin yararlanacağıda eklendi. Fakat birkaç hafta sonra bir anda vicdani red su yüzüne çıktı. Bedelli unutuldu..
Aşağıdaki iki link iktidara en yakın olan gazeteler içerisinden en popüler olan ikisine ait.
Zaman ve Sabah
Tarih: 16 Kasım
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1202585
http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/11/15/vicdani-ret-aciklamasi
Bu gazeteleri bilhassa seçtim. 'Gündemimizde olmadı' açıklamasında dikkati tekrar buraya çekicem. Şimdilik bu gazeteler dahil hepsinde vicdani red açıklamalarının çıktığını aklımızda tutalım.
Şimdiyse bedelli askerlikle ilgili ilk resmi açıklamaya bakalım;
Tarih:17 Kasım
http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/11/17/bedelli-calismasi-bitti-haftaya-yasa-cikiyor
Gündem tam anlamıyla vicdani red üzerine yoğunlaşmış tepkiler artmışken bir anda yine terse yatırılıyor medya. Tam bir karmaşa hakim hem sosyal mecrada hem görsel mecrada hem de yazılı mecrada.
Bu sefer 5 gün sonra,
Tarih:22 Kasım
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19303120.asp
Erdoğan şov başlar, vicdani red yerden yere vurularak askere sahip çıkıldığı izlenimi verilir. Biraz peygamber ocağı, biraz Muhammed derken, gönül çeşmelerine dokunulur. Bakın biz her zaman olduğu gibi Türkiye'yi kucaklıyoruz. Askerlerimize haksızlık yapmıyoruz. Vicdani red gibi bir 'ahlaksızlığa' göz yummuyoruz.
Haksızlık yapılmıyorsa bedelli nasıl çıkıyor?
Şu iki bilgi bunun yeterli cevabı
Bedelliden faydalanacak kişi sayısı 400bin küsur
Gelir 13 trilyon lira
Muhafazakar parti bedelli çıkarıyor. Muhafaza ettiği değeri iktidarının ekonomik krizden etkilenmemesi için satıyor. Ama seçmen içini ferah tutsun en azından parasız yırtamıyorlar!
Fakat enteresan olan noktalardan biride Erdoğan'ın 'Gündemimizde olmadı' açıklaması.
Nasıl olmaz? 15 kasımda Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz açıklamadı mı? 5 gün boyunca bütün medyada bu tartışılmadı mı? Tüm gazete ve siteler bunu yazmadı mı?
Özgürlükçü parti vicdani reddi yerin dibine sokuyor. Özgürlük teması uçup gidiyor..
Yazıyı seçimden bir ay önce Erdoğan'ın bedelliye karşıyız açıklamasını yaptığı Mayıs 2011 ile Kasım 2011 tarihli bedelli tamam açıklamalarının bulunduğu videoyla yapıyorum.
http://www.guzelvideo.com/335-recep-tayyip-erdoganin-mayis-ayindaki-bedelliye-karsiyiz-yorumu.html
20 Kasım 2011 Pazar
Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek
Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekmiş. Tespitlerini ise "Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek" adını verdiği bir kitapta toplamış.
Aykırı Yayınevi'nden piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç.
"50 gerçek" olarak adlandırılan aykırılıklar, yanlışlıklar veya sorumsuzluklar, ilk bakışta birbiriyle ilintili gözükmeyebilir. Ama her biri, dünyanın çivisinin üzerine bir balyoz gibi iniyor.
"Yokoluş"a doğru hızla sürükleniyoruz.
Kendi ikbalimiz için fır dönerken, bir de dünyanın nasıl döndüğüne bakalım...
İşte, dünyayı tersine çeviren 50 gerçek:
1- Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl
yaşıyor.
2- Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
3- ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik
oranına sahip.
4- Çin'de 44 milyon kadın kayıp.
5- Brezilya'daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla.
6- 2002'de idamların yüzde 81'i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti.
7- İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla
bilgiye sahip.
8- AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon,
Afrika'nın yüzde 75'inin günlük geçiminden daha fazla.
9- 70'in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak, 9'unda
ise cezası ölüm.
10- Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle yaşıyor.
11- Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda
hayatını kaybediyor.
12- 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı.
13- Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor.
14- Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var.
15- Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor.
16- Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon
dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor.
17- Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor.
18- 15 yaşındaki İngilizler'in yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri
sigara içiyor.
19- Washington'daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre
üyesi için 125 kişi çalışıyor.
20- Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor.
21- 1977'den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve taciz
vakası yaşandı.
22- Mc Donalds'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını
tanıyanlardan fazla.
23- Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor.
24- Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar.
25- Amerikalılar'ın üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor.
26- 150'den fazla ülkede işkence var.
27- Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç kalıyor.
28- Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33.
29- Dünyanın üçte biri savaş halinde.
30- Petrol rezervleri 2040'da tükenebilir.
31- Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.
32- Dünya nüfusunun yüzde 70'i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı.
33- Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için
yaşanıyor.
34- Afrika'da 30 milyon kişi AIDS.
35- Her yıl 10 dil ölüyor.
36- İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla.
37- ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.
38- Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var.
39- Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor.
40- Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor.
41- İngiltere'de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol'un ilk sezonunda
32 milyon kişi oy kullandı.
42- ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.
43- ABD, "haydut devlet" diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla askeri
harcama yapıyor.
44- Dünyada 27 milyon köle var.
45- Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç
haftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor.
46- Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor.
47- Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor.
48- Yeni Zelanda'dan İngiltere'ye uçakla getirilen bir tane kivi, atmosfere
kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor.
49- ABD'nin, BM'ye 1 milyar dolardan fazla borcu var.
50- Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin aile
çocuklarına göre 3 kat daha fazla
13 Kasım 2011 Pazar
BDP'nin Siyasetsizliği
Silahsızlanma sürecinin bitmesi ve başlaması yönündeki emarelerin arttığı dönemlerde nedense koyu bir siyasetsizliğe sürüklenmekte bdp, onların yerine pkk'nın yönetici kadroları fikir beyan etmekte icraat göstermekte ve muhattap alınmaktadır. Zira bdp kürt halkının temsilcisi olduğu iddiasında iken böylesine kritik dönemlerde bayrağını pkk'ya devretmesiyle bu noktada kendisini çözümün anahtarı olmaktan çok uzağa taşımaktadır.
Bunun yanında Abdullah Öcalan'ın dinlenmesi konusunda fikirler beyan etmiştir. Eğer ki kendini 80 darbesinden bu yana tahammülsüz çileler çeken Kürt halkının özgürleşmesini sağlayacak merci olarak gören bir parti Öcalan'ı muhatap almaya çağırıyor ise devleti, burada büyük bir siyasetsizlik vardır. Öcalan tüm sorunları şiddetle çözebileceğini zanneden bir örgüt lideridir. Öcalan net fikirleri olmayan liderlik vasıfları zayıf ve sözlerinin fikirlerinin tutarsızlığı ile Kürt halkının önderi olamayacak onları özgürleştiremeyecek bir şahıstır. Bunun için en basit örnek kemalizm üzerine söylemleridir. Kaldı ki bunun yanında şiddetten yakınan bir örgüt olup çözümü salt şiddetle arayan bir örgüt liderini muhatap kabul ettirmeye çalışmak başlı başına bir tutarsızlıktır.
Demokrasiyi ve özgürlüğü ağzından düşürmeyen bdp vekilleri öldürülen Hikmet Fidan'ın neden arkasında durmamıştır? Neden onun peşine düşmemiştir ya da aralarına almamıştır? Bu cinayete neden karşı çıkamamıştır? Neden Kemal Burkay gibi isimlerle ortak çalışmalarda bulunmamış yahut bulunamamıştır?
Tutarsızlıklarının yanı sıra siyasetsizlik noktasına da değinmekte fayda mevcuttur. Her fırsatta birbirinden farklı özerklik yapıları ve dünyadan terör örnekleri dışında tek bir yeni düşünce ortaya koyamamış, kendilerince meşru olmayan Kürt halkını meşrulaştırabilecek hiç bir pozitif katkıda bulunmamışlardır. Bir yanda anaları gösterip silahlar sussun demiş diğer yandan Öcalan dinlensin demiştir. Bdp tarafından verilen en meşhur örnek ise; dünyada hiç bir terör örgütü silahla bitmemiştir. Madem solcu bir parti addediyorsunuz kendinizi madem eşitlikçi, gerçekçi ve objektif bakış açısını benimsiyorsunuz peki o zaman neden bu örneğinizin diğer boyutunu gözler önüne sermekten çekiniyorsunuz; dünyada hiç bir terör örgütü silahla zafer kazanamamıştır.
Yaratıcılık ve aktivizm noktasında da oldukça yetersiz gözükmektedir bdp. Son kullanma tarihi geçmiş; oturma eylemleri, sivil itaatsizlik, parti toplantısında özerklik ilan etmek gibi partiyi komik duruma düşüren ve ciddiye alınmaktan uzak noktaya düşüren unsurlarda kullanılmıştır.
Kürt kültürünün korunmasından bahsederken, bunun için hangi destekte hangi yaratıcı eylemde hangi yenilikçi bakış açısında bulunulmuştur? Kürt eserlerinin türkçeye çevrilmesinde darbe öncesi Kürt hareketlerinin anlatılmasında ne gibi katkı ve desteklerde bulunulmuştur?
Kürt hareketini, darbe sonrası imiş gibi göstermek bir anlamda pkk ile yapışık göstermek Kürt halkını yanıltmak değildir de nedir? Bu zamana kadar statükodan en çok cefayı çeken Kürt halkını oyalamak ve statüko oyuncağı yapmak değildir de nedir? Tek çatı altında giriyoruz seçime birleşiyoruz yalanını söylerken terör karşıtı Kürt düşünürlerini ya da yapılanmalarının yok edilmesini sümen altı etmek hangi vicdana sığar? Pkk yapılanması ses getirmeye başladığı esnada 11 adet Kürt siyasi hareketinin ortak bildiri yayınladığı, 'silah çözüm değildir.' fikrindeki metni halkından saklamak dile getirmemek barışın nesine katkıdır? En önemlisi yürekli olarak korkmadan ne terörün ne de devletin oyuncağı olmadan halkını düşünen yahut barışı düşünen yenilikçi siyaset yapan tek bir üye bulunmamaktadır bdp içerisinde.
Bir Türk olarak Kürt halkının temsilcisinin bdp olarak lanse edilmesinden derin bir üzüntü duymaktayım. Kültür korunsun, tek tipleştirme ve asimilasyon bitsin derken diğer tarafta karşıt sesin kanla susturulması kültürün dile getirildiği kadar önemsenmemesi. Bdp'yi çözümden çok paranın, silahın, bölge güçlerinin oyuncağı yapmaktadır. Devlet tarafından öldürülen Kürtlerin bir kezde umutlarını kendi içlerinden çıkanlar öldürmektedir.
3 Kasım 2011 Perşembe
TSK Tasfiyelerle Arındı mı?
![]() |
| Türk Silahlı Kuvvetleri |
1980'lerin sonlarından itibaren başlamış olan koruculuk sistemi hala doğru düzgün çalışmamasına rağmen devam etmektedir. Bu sistemin işlememesinin sebebiyse, doğu ve güney doğu bölgelerindeki köylerden devşirilen insanlar. Daha doğrusu devşiriliş yöntemi ve bu sistemin korsan bir method olması. Bu köylerde korucu yapılmak istenen kişiler tehdit edilmektedir. Ya korucu olursun ya da köyünüzü yakarız yahut ailen rahat yüzü göremez kabilindendir bu tehditler. İşin açmaz yanı ise bu köylerdeki insanların çoğunun ailesinden en az birisinin PKK üyesi ve ya bu örgütün öldürülen bir elemanının bulunmasıdır. Siz bu insanı tehdit ederek eline Kalaşnikov silah vererek akrabası bir insanı vurmasını bekliyorsunuz. Bir anlığına kimliğimizi unutalım ve herhangi bir akrabamızın PKK saflarına geçtiğini düşünelim ve bize böyle bir tehditle onu veya bir küçüklük arkadaşımızı vurmamızı istediklerini düşünelim. Konumu ne olursa olsun bu kişinin bizim akrabamız olduğu gerçeği değişmez ki bu insanlık suçu olan terör dahi olsa. Kaldı ki bu hiç bir resmi kaydı olmayan insanlara silah temin ederek hem askeri hem sivil vatandaşı tehlikeye atmış devlet eliyle terör yapılmış oluyor.
Neden koruculuk sistemine değindiğime gelirsek, bu sistemi üreten zihniyet JİTEM'i kurmuş ve Hizbullah'a destek vermiştir. Bu örgütler suçlu masum ayırmadan binlerce faili meçhule imza atmıştır. AKP bunları öne sürerek TSK'nın arındırıldığını belirtmiştir. Fakat gözden kaçan bir nokta var; verilen 24 şehitin arkasında korucu ihmal ve ihaneti olduğu. Kimi korucular saldırı esnasında olması gereken yerde bulunmamıştır kimileri ise PKK saflarına geçerek şehitlere ateş etmiştir. Olay sonrası 'yenilenmiş' TSK'nın verdiği raporda koruculuk sisteminin kalkmaması ve düzeltmeler yapılarak devam ettirilmesi gerektiği yazmaktadır.
Sonuç olarak JİTEM gibi Kürt sorununu kansere çeviren bir yapılanmanın kurucusu Arif Doğan serbest bırakılırken(belkide devlet diyetini böyle ödedi ona karşı) 'temizlik' adı altında TSK'da kadrolaşma yapıldığı artık aşikardır. Pek tabii tutuklular arasında suçlular hatta insanlık suçu işleyenlerde vardır fakat bu tasfiyelerin arkasında zihniyet devrimi değil kadrolaşma yatmaktadır.
























































